Bu yıl Kasım ayında, 9-20 Kasım tarihleri arasında, Antalya Expo Center’da dünyanın gözleri Türkiye’ye çevrilecek. BM İklim Değişikliği Konferansı COP 31, 190’dan fazla ülkenin hükümet temsilcilerini, devlet başkanlarını, uluslararası yatırımcıları, küresel şirketleri ve sivil toplum kuruluşlarını tek bir çatı altında buluşturacak. On iki gün boyunca dünya, iklim kriziyle nasıl mücadele edileceğini, hangi teknolojilere yatırım yapılacağını ve hangi politikaların hayata geçirileceğini tartışacak.
Ve bu tartışmanın tam ortasında Türkiye olacak.
Bunu bir an için gerçekten düşünmek gerekiyor. COP daha önce Glasgow’daydı, Dubai’deydi, Baku’daydı. Bu yıl Antalya’da. Türkiye, dünyanın en kritik iklim zirvesine ev sahipliği yapıyor. Bu, salt bir prestij meselesi değil. Türk ekosistemi için — özellikle sürdürülebilirlik alanında çalışan girişimler için — belki de on yılda bir karşılaşılabilecek türden bir yapısal fırsat.
COP gibi bir etkinlikte ev sahibi ülkenin girişimcileri için yaratılan alan, misafir ülkelere kıyasla çok farklıdır. Hem resmi müzakereler hem de yan etkinlikler, pavilyonlar ve networking aktiviteleri ağırlıklı olarak ev sahibi ülkenin aktörlerine görünürlük tanır.
Geçmiş COP’lara baktığımızda bu dinamiği net biçimde görebiliyoruz: Dubai’de BAE’li clean-tech şirketleri ön plana çıktı; Glasgow’da İskoç çevre girişimleri küresel medyada yer aldı; Baku’da enerji geçişi alanındaki Azerbaycanlı projeler uluslararası fon kuruluşlarıyla doğrudan temas kurdu. Türkiye’nin bu yıl sahip olduğu pozisyon tam olarak bu.
Türkiye’nin COP Başkanlığı’nı üstlenmesi ve Sıfır Atık Vakfı’nın Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu olarak görev yapması, Türkiye’nin COP gündemine özellikle döngüsel ekonomi, sıfır atık ve kaynak verimliliği konularını taşıdığını gösteriyor. Bu, atık yönetimi, geri dönüşüm teknolojileri, biyokütle enerjisi, su döngüsü ve benzeri alanlarda çalışan Türk girişimler için doğrudan bir tema uyumu anlamına geliyor.
Yanıt sandığımızdan geniş. Sürdürülebilirlik artık yalnızca güneş paneli veya rüzgar türbini üreticilerinin alanı değil. COP 31’in gündem başlıkları düşünüldüğünde, şu alanlarda çalışan girişimler için somut bir zemin var:
Eğer bu alanlardan birinde çalışıyorsanız — ürün geliştirme aşamasında bile olsanız — COP 31, sizin için bir pazar değil; sizin için bir sahne.
“Biz henüz o ölçekte değiliz” diye düşünebilirsiniz. Bu düşünceyi bir kenara bırakmanızı öneririm.
COP etkinliklerinde paralel olarak yüzlerce yan etkinlik düzenlenir. Ülke pavilyonları, NGO toplantıları, yatırımcı buluşmaları, paneller, workshop’lar, pitch etkinlikleri — çoğu ücretsiz ya da çok düşük maliyetle erişilebilir. Dünya Bankası, IFC, EBRD, GreenTech Capital, Breakthrough Energy Ventures gibi fonlar ve kuruluşlar, COP boyunca aktif olarak portföy arıyor.
Ziyaretçi olarak COP 31’e katılmak, şu anlama geliyor:
Bunların hiçbiri bir sunum raporundan ya da bir araştırma makalesinden öğrenilemez. Bunlar saha bilgisidir.
COP 31’in Türkiye’de olması, Türk girişimlerinin yalnızca ulusal ölçekte değil, küresel ölçekte de okunabilirliğini artırıyor.
Uluslararası bir yatırımcı ya da kurumsal alıcı için “Antalya’daki COP’ta tanıştım” bilgisi, bir LinkedIn mesajından çok daha güçlü bir ilk izlenim. “Türkiye’de sürdürülebilirlik alanında ne var?” sorusunun yanıtını COP 31 sahnesinde bulmak isteyen yabancı fonlar ve şirketler, bu zirveyi bir keşif ortamı olarak kullanacak.
Bu, şu anlama gelir: Siz orada olmazsanız, başkaları olacak. Ve o ilk izlenim bir kez kurulan bir şeydir. Türkiye, Paris Anlaşması taahhütlerini güncellemekte geç kalan bir ülke olarak uzun süre iklim zirvelerinde görünmez kaldı. COP 31’in Antalya’da gerçekleşmesi, bu sayfayı çeviriyor. Türk girişimcilerin de bu sayfayı çevirmesi gerekiyor.
COP 31, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek. Bunun anlamı şu: akreditasyon süreçleri yakında açılıyor, pavilyon başvuruları şekilleniyor, yan etkinlik programları oluşturuluyor. Erken hareket edenler çok daha avantajlı konumlarda yer alacak.
Eğer sürdürülebilirlik alanında bir girişiminiz varsa ya da bu alana yakın bir çözüm geliştiriyorsanız, şimdi yapmanız gereken şeyler basit:
Bazen en büyük fırsatlar, en az hazırlıklı olduğumuz anda kapıyı çalar. Bu sefer kapı çoktan çalınıyor. Ve üstelik kapı, bu kez bizim şehrimizde.
ExecBooster , bilgi birikimi ve tecrübesi ile tüm bu sorunları zamanında, doğru ve etkin maliyetle yönetebilmeniz için hizmet vermektedir.